30.4.10

camera tattoo


nora ve banyosuyundaki dövmeleri görünce benim de canım çekti. Ama o cesareti toplayabilir miyim emin değilim. Yapım esnasında biraz acıyormuş, e doğal olarak tabi, iğneli bir alet kullanıyorlar. Acısında değilim ben, bir de desen beğeneceksin. Haydee.. Ömür boyu hoşlanacağım bir desen ne olabilir acaba? Herşeyi tüketip savurduğumuz şu çağda o dövmeden sıkılmaz mıyım? Bunun garantisini verin bana, hadi bakalım :) Dövmesi olanlarda gözlemlediğim birşey var,1 kere yaptırınca onunla sınırlı kalmayıp, zaman geçtikten sonra birkaç tane daha yaptırıyorlar o neden peki?

Vintage Peony sorularına cevap arıyor!!

1 2 3

29.4.10

çoook eğlencelik!!




Çekimlere ve kıyafetlere bayıldım!!

harveyfairycloth

kimono serzenişlerim...


Yıllaaar(sadece birkaç yıl aslında) önce izlediğim bir korku filminde, aktristin giydiği kimono sabahlık aklımdan çıkmıyor.. Çamaşırcılardaki sabahlıklar ya çok çocuksu(hello kitty, mickey mouse) ya da çok kro(ponponlu, dantelli) modeller oluyor genellikle.

Benim hayalimdeki kimono sabahlık ise şöyle; saten ya da ipek kumaş, siyah ya da gül kurusu fon rengi üzerine gül desenleri, kalın siyah biyeli, beli kuşaklı, extra geniş kol kesimli.
Gözünüzde canlandı mı şimdi?

Ama neden hiçbiryerde böyle bir model yok? :)

view-master



1,2

Geçenlerde aklıma geldi, ya küçükken şöyle  oyuncaklar vardı dedim kendi kendime.. Ama adı bir türlü aklıma gelmedi, zaten türkçe ne diyorduk onu da hatırlayamamıştım. İnternette aradım taradım yok. Az önce postmoda'nın blogunda bu oyuncağın adını görünce çok sevindim :)
Türkçe adı resim makinesiymiş, adı biraz değişikmiş .. Fisher price'ın internet sitesinde var ama çok çocuksu, retro görünümlüsü olsa hemen alırım, çok tatlı!

Benim bu oyuncaktan var mıydı tam anımsayamadım, belki arkadaşımın vardı. Ama düğmesinden manuel olarak resimleri değiştirmek çok ama çok keyifli gelmişti..
Siz hatırladınız mı bu oyuncağı?

27.4.10

Darmadağın

Scarlett Johanson'un L.A.'de düzenlenen Iron Man 2 prömiyerinde giydiği elbise çok tatlı, volanlar pasta  kremasına benziyor adeta.. Ben saça taktım biraz.. Dağınık topuz severim ama bu da fazla dağınıkmış :)

Lauren Conrad


2004 yılında MTV'de yayınlanan ''Laguna Beach'' dizisiyle oyunculuğla tanıdığımız 1986 doğumlu Lauren Conrad, ardından bu diziyle bağlantılı ''The Hills'' dizisi ile kariyerine devam etti. Bu arada da ''Tatlı Küçük Yalanlar'' kitabı çıkardı ve aynı zamanda kendi koleksiyonunu da hazırladı.
 Tarzına ve duruşunu çok beğendiğim için, stiline dair gözlemlediğim bir kaç detayı sizinle paylaşmak istedim... 
  • Peep-toe ayakkabıları giyiyor,
  • Saçlarının uçlarına sadece balyaj attırıyor,
  • Göz makyajında mutlaka eye-liner sürüyor,
  • En çok siyah ve bejin tonlarını seçiyor
  • Sade ve zarif takılar kullanıyor
  • Gözlük modellerinde biraz şaşaalı modelleri seviyor
  • Kırmızı, siyah ve french ojeden hoşlanıyor
Hırslı ve ayakları yere sağlam  basan L.C.'yi bakalım başka hangi çalışmalarda göreceğiz..

Naughty Victoria


Yeşil tonlarındaki fotoğrafları nedense çok seviyorum, belki teknik bir adı vardır ama nedir bilmiyorum, bilen bilmeyene anlatsın pliz :) Victoria Beckham'ın bu hallerini beğendiniz mi bakalım..?


{voguedeutsche}

25.4.10

boring times..

Son zamanlardaki rutin haller beni bezgin bekir'e dönüştürdü, zamana karşı yarışmamak ve monotonluk is fucking trouble! Canım post yazmak bile istemiyor.. Hotiç'in yaz sezonuna ait ayakkabılarına göz atarken kendimi post yapar halde buldum neyse ki. Yüksek ökçelere alışınca artık babetlere bakamaz oldum. Düz taban sevimli babetleri çok severdim ama 6 aydır, neredeyse hergün topuklu giyince, babetle kendimi bodur görmeye başladım :) Bu arada ayıptır söylemesi alışveriş moduna girmişim sanki.. Neyse  işte Hotiç'ten seçtiklerim; 


2010 trend avcılarını derinden sarsan sabolar(clogs). Birçok kişi burun kıvırsa da yandan yandan kestiğine eminim :) Ben çok sevdim ve istiyorum nokta. :)













22.4.10

the cranberries


Ciğerimin köşesi bi gruptur The Cranberries.. Ortaokulda herkesin dilinde ''Zombie'' dolanırdı. Arkadaşım İrem'de ''no need to argue'' albümü vardı. Milyon kez dinlemiştik, kaset vardı o zaman, beğendiğimiz şarkıyı, teyipteki geri düğmesine basıp, tekrar dinlerdik. Saçlarımız Dolores'in ki kadar kısaydı. Hergün birlikte gezer-tozardık İrem'le, o bizde kalırdı, ben onlarda. Annelerimizi de tanıştırmıştık, onlar da iyi anlaşmışlardı. Sohbet, muhabbet gırla tabi..
 Cuma günleri mutlaka sabahlamamız gerekirdi, sade kahvemizle, buz gibi soğuk havada balkonda otururduk. Gizli gizli sigara içerdik.. Benim hep uykum gelirdi, İrem bana kızardı, gene sabaha kadar dayanamadım diye :P Orta okul da bitti, lise de. Neredeyse 10 yıl geçmiş....

Bu sabah gazetede The Cranberries'in 22 TEMMUZda İstanbul'da, 23 TEMMUZda da Çeşme'de konserinin olduğunu duyunca işte bu anılarım depreşiverdi...

En sevdiğim şarkılarından biri de linger, isterseniz bu linkten dinleyebilirsiniz.

21.4.10

bu da benden ''an education''


''An education'' filmini izledim. İşte benim yorumum;
Tutucu bir ailenin akıllı kızı Jenny Oxford hayalleri kurarken, kendinden yaş olarak oldukça büyük bir adama(David) aşık olur. Tatlı dilin yılanı bile deliğinden çıkardığını bilen David, kendini herkese sevdirir, Jenny'nin tutucu babası da dahil herkes delikten çıkmıştır artık. Büyük aşkın küçük sarhoşu Jenny, herşeyden(Oxford) vazgeçer ve hayatındaki tek ve en önemli varlık David ile evlenip, katılacağı partilerin, sergilerin, konserlerin hayallerini kurmaya başlar. Zaten madem Oxford'a gitmeyecek lise son sınıfı da okumasına gerek yok nasılsa diyerek liseyi de bırakır... 
 Sahtekar yaratık David, kıskançlık krizine girdiği bir akşam Jenny'e evlenme teklifi eder, takibindeki günlerde de ailecek bunu kutlamaya yemeğe giderler. Yolda arabanın benzini azaldığı için,  benzin almak için David arabadan inince, esas kızımız torpido gözündeki sigaraya uzanır veee...... David beyefendiye ve karısına gönderilmiş mektupları yakalar. Taklaya gelen David efendi ağzıyla kuş da tutsa evli olup da ona nasıl söylemediğinin şokundaki Jenny'ye kendini affettiremez.
Jenny terk ettiği okuluna geri dönmek ister ama cadaloz müdüre onu geri kabul etmez, Jenny de ingilizce öğretmeninin evine gidip gözünün çapağını yiyim diyerek yardım ister.  Gel zaman git zaman Jenny 1 yıl boyunca deli gibi çalışır, ona inek diyenlere nanik yapar... Birgün kahvaltı yaparken babası Oxford'tan gelen cevap mektubunu Jenny'e uzatır, okula kabul edilmiştir!!
  fin.





Carey Mulligan'i ilk kez 2010 Bafta Ödül Töreninde görmüştüm. Aksanlı sevimli bir kız olduğunu düşünmüştüm ama ''An education'' filminde oynadığını sonradan öğrendim. Wonderland dergisinin çekimlerinde Carey'i Twiggy'e benzetmeye çalışmışlar, bence benzetmelerine gerek yokmuş zaten çok benziyor. Biraz da geyik yapacak olursam; hani şu ''STAR LIGHT'' denen şey bu kızda fazlasıyla var. Mesela ben Hillary Duff'ta öyle bir ışık göremiyorum. Böyle yorum yapmak bana düşmez belki ama burası benim blogum ve istediğimi söylerim, burada benim kurallarım geçer dostum!




Bu filmden çıkarılması gereken diğer an education ise bu çantanın wishlistlere eklenmesidir. Fiyatları 70 £ cık! Biraz tuzlu ama çok güzel ♥


jj,allmoviepictures,cambridgesatchel


20.4.10

18.4.10

hollywood style

Şimdi efendim bugün pazar değil mi..  Size göre pazar günü, sabahleyin deniz kenarında kahvaltı yapıp gazete okumak, iyice keyiflendikten sonra, sıkılıp eve gidip, cilt bakımı eşliğinde  film izlemektir tahminimce...  Ha birde akşam olup karanlık çökmeye başlayınca pazartesinin stresi inceden beyninize nüfuz etmeye başlar :)
Ama benim için pazar günü diğer günlerden farksız, çünkü burada tatil günü cumadır ve siz gecelere akarken ben de cumartesi sendromu başlar, gerçi alışıyor insan bir süre sonra.. Neyse durum bundan ibaret anlayacağınız, yıllık iznimize de az kaldı zaten, idare ediverin beni..

Hollywood style yeaaahh!!
Dün alışveriş yaparken parfümeride bu maskeler dikkatimi çekti. Salatalıklı kil maskesi, hem de Amerikano'dan vaaayy diyerek büyük kutusundan aldım. Eve gelince hemen denedim, şapşahaneymiş, Cildimi tazeledi diyebilirim, haftada bir yapıcam.. Karışımında kil, salatalık, ve bal var. Ben çok sevdim.. Bu markadan Türkiye'de var mıdır bilmiyorum ama tavsiye ederim.. Maske yüzümdeyken aklıma anneciğim geldi. Ben, kardeşim ve annem pazar günleri ev yapımı(kuru maya ve suyu karıştırıp) yüz maskesi yapardık,  bazen biraz fazla bekletirdik, yapışırdı yüzümüze iyice :) Aklımdan bu hatıralar geçerken kızımın olmasını diledim hemen :)

15.4.10

selebritiz

Bu şapkadan istiyorum, anne'ye de çok yakışmış ayrıca.

                            
Kelly Clarkson'a noldu böyle?
 Sağ bileğindeki dövmede LOVE THEM MORE yazıyor. 

  

    Şimdilerin asi kızı Rihanna'nın ilk çıkış şarkısı ''pon de replay'' klibindeki lolita halini hatırladınız mı? Hatırlamadıysanız 2 fotoğraf arasındaki farkı bulun.

                       

14.4.10

dalın


Hemen yanlış anlaşılmasın, türkçemizi lastik gibi her yöne çekmeyiniz lütfen! Dalın dediysek gidip birine dalmayacaksın, denize dalın diyorum çaktınız? :)
Hem artık denize dalarken de çok şık görüneceksiniz bu şapşahane topuklu paletleri ayacıklarınıza geçiriverdiniz mi zerafet akacak heryerinizden. Denizin içinde sizi görenler bu kadar olmaz diyecekler ve size  gülecekler hahahah!

13.4.10

tostumu yedim, hadi burger king'e gidelim


Bir türlü kilo veremiyor güya vermeye çalışıyor, peh..

  • Walla ben hiç ekmek yemiyorum
  • Hiçbirşey yemedim ki bugün
  • Hep su içiyorum zaten günde 2-3 lt
  • Makarna istemem, kilo yapıyor
  • Çayıma şekeri kattiyen koymam

11.4.10

şapkadan çıkan fotoğraf albümü

Şapkam güzel miii?  :)

Bu fotoğraf albümü şapkadan çıkmadı, şaka yaptım şaka :)  Evimdeki en jan-janlı en süslü-püslü şey. Fotoğraf albümümü önce kumaşla kapladım, sonra yaptığım kumaştan gülleri yapıştırdım, dantel de ekleyeyim, harf de olsun derken işte böyle bişi çıktı ortaya.. Aslında kağıttan kesilen harflerin üzerinde ayrıca pvc olduğu için, silikon kötü görüneceğinden danteli eklemek zorunda kaldım.. Bana göre aşırı süslü oldu ama neyse yaptım artık...
Evlenecek olan kişiler sade bir fotoğraf albümünü krem renkli kumaşlarla daha farklı ve elegant görünümlü hale getirebilirler.. 

İncir'in derdi de kırmızı pabuç..  Ben kumaşlarla oyalanırken o da ipliklerle oynuyor :)

SATC 2

Sex and the City deyince aklınıza hemen sex ve alışveriş geliyor değil mi? Alışverişi ve Sex'in bu kadar dejenere olmasının bence tek sebebi bu dizi ve film serisi-leridir. Her neyse çok fazla olumsuz eleştiri yapmayacağım, asıl tepkim tüketim çılgınlığına..
Diziyi ve filmi izlemeden önce çok daha fazla yargılarım vardı ama filmi izledikten sonra daha normal, izlenebilir geldi bana. Yine de alışveriş, ayakkabılar, çantalarsız da yaşayabiliriz pekala..
Pc ayarlarımdan dolayı youtube'dan değil de Vidivodo'dan bulduğum fragmanı yükledim, enjoy!

18-55 lens ile ...

*vintage parfüm ve sürme şişeleri
*Broş, rozet vs.
*Minyatür Sfenk
*Kurabiye
  
*Annemin tarifinden Çiğ Börek
*İncir'e diktiğim oyuncaklı yastık
*Kiss me  PDF şablonu