10.8.10

1+0,5 film






















Dün akşam migrenim(türkçesi; yarım baş ağrısıymış :P) tutunca, ilacımı içip başıma tülbent sarıp, tv'ye daldım biraz. Önce İsveç yapımı  ''Ölümsüz anlar'' filmini, sonra da Barbra Streisand'ın ''Yentl'' filminin yarısını izledim. Aslında yarısından çoğunu izledim ama sonunu izleyemedim, çok merak ettim hatta uyurken ara sıra gözümü açıp yakalamaya çalıştım ama, malesef savaşı göz kapaklarım kazandı. :)

''Ölümsüz anlar'' filminin konusundan bahsetmek istemiyordum ama çok az bilgi verebilirim. Başroldeki kadının portresi size fazla yabancı gelmeyecektir eminim.
1900'lü yılların başlarında geçen bu filmin başrolünde; sarhoş koca ve 4 çocuk sahibi güçlü bir kadın var.Tüm bu çaresizliğin içinde piyangodan kazandığı fotoğraf makinesi hayata bakış açısını değiştiriyor.
Fotoğraf çekerken acılarını, hayal kırıklıklarını, yoksulluğunu, kısacası herşeyi unutuyor..
Çok hoşuma gitti bu film, bence insan yetenekli olduğu alanlarda kendini yetiştirmeli.
**



''Yentl''
Babası öldükten sonra yaşamını erkek kılığında idame ettiren (Yeshiva) Barbra Streisand başrolde oynuyor.
Ev arkadaşına aşık olan Yeshiva, arkadaşının aşık olduğu kızla evlenmek zorunda kalır....
Gerisini bilmiyorum.
Bilen varsa anlatsın lütfen :)

Hiç yorum yok: